Tutanak
Bakanlar Kurulu kararı ile Emirdağ'ına sürgün edilen Bediüzzaman Said Nursi hakkında devletin temellerini yıkmak gibi insafsızca iftiralar devam etmekteydi. Fakat bununla da yetinmeyen gizli din düşmanları şeytanın bile aklına gelmeyecek bir iftira planı hazırlarlar.
You Also May Like
utlak dinsizlik ve din düşmanı faaliyetlere karşı Bediüzzaman Said Nursi’nin destansı mücadelesi...
Hayat sürprizlerle doludur. İstediğimiz gibi seyretmez hadiseler. İnsanı halden hale koyar felek. İmtihan dünyası adı üzerinde. Gün gelir karanlık bulutlar kaplar şu alemi. İnsan sıcak bir ele tatlı bir söze muhtaç olur günün birinde. Bu, öylesi karanlık bir gecede uzanan bir el ile başlayan dostluğun hikayesi. Artık gerilerde kaldı denilen vefa duygusunun dokunaklı bir örneği, Otlu Peynir.
Yer, (o şiddetli) zilzâl'iyle (sarsıntısıyla) sarsıldığı; yeryüzü, ağırlıklarını(dışarıya) çıkardığı ve insan: “Buna ne oluyor?” dediği zaman! (Zilzal Suresi) DKT Yapım'ın yeni filmi Benim Adım Zeynep yayında. İyi seyirler.
İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Her bir insan için hayat seferinde iki yol vardır. Bu iki yolun uzunluğu kısalığı birdir. Amma birisinde ehl-i şuhud ve ehl-i vukufun şehadet ve tasdikleriyle onda dokuz menfaat ihtimali var. İkinci yolda mesele ma’kûsedir. Onda dokuz zarar ihtimali vardır. İkinci yol ile gidenin ne silâhı var, ne zahîresi. Tâbiî yolda pek çok korkulara maruz kalacağı gibi ihtiyaçlarını def’ için çoklara minnet altında kalır. Fakat birinci yola sülûk edenin, hem silâhı, hem erzakı beraberdir. Pek serbestâne gider. Birinci yol Kur’ân yoludur, ikinci yol ise dalâlet yoludur." Mesnev-i Nuriye
Bediüzzaman Hazretleri’nden Hüsrev Altınbaşak’a gelen Risale ve mektupların teksir edilmesi için kısa sürede Sav Köyü’ne ulaştırılması gerekirdi ama Isparta’dan oraya mumlu kâğıtları göndermek hiç kolay olmazdı çünkü Hüsrev Altınbaşak’ın kapısının önünde sürekli polisler bulunur, eve giren çıkan herkes sürekli gözetlenirdi. Yakalanan her bir Risalenin büyük bir cezası vardı. O zamanlar her yerde korku olmasına rağmen Şükrü Altuğ, korku dağlarını ve engellerini aşarak Nur Postacılığı görevini yürütürdü. Bu iş için bir yöntem geliştirdi; Deli kisvesine girmek. Yolda onu görenler ‘deli’ sanır, ilgilenmezdi. ‘’Deli Şükrü’’ lâkabı üzerine bir üniforma gibi yapışmıştı. Böylece Deli Şükrü; teksir kâğıt ve kitaplarını dilenci heybesi içinde polislerin gözü önünde teslim eder ve bütün engelleri bir deli olarak aşardı. Bu hikâye bütün dünyevî güç ve imkânları elinde bulunduranların; zahiren aciz, fakir, garip olan ‘Deli Şükrü’ gibi birinin kuvvetli imanının, ihlâsının ve gayretinin karşısında nasıl çaresiz kaldıklarının ibretlik bir hikâyesidir.








There are no reviews yet.